Profil de emre<º))))><.•´¯`•. SEVMEK Y...PhotosBlogListes Outils Aide

<º))))><.•´¯`•. SEVMEK YÜREK İSTER¸.•´¯`•.¸><((((º>

NE MUTLU! TÜRKÜM DİYENE

EMRE

LOGOM

EMRE'SPACE

 

EMRE'SPACE

 

 

 

 

HOŞ GELDİNİZ

EMRE'S SPACE      

ANKARA HAVA TAHMİN BİLGİSİ

Click for Ankara, Turkey Forecast 

 

 
 
 
 
 

 
 
 
 

 
 

 

O akşam

    O siyah gözlerini gördüğüm akşam,
 Kayboldum gözlerinin karasında.
 Öyle bir tutku ki, delicesine,
 İşledi ta iliklerime.
 Sandım ki, o an, zamanın durduğu andı.
 Ruhum eridi, bir gölge gibi,
 O siyah gözlere kandı.
 Bilmem ki, o akşam mı?
 Yoksa o gözler mi daha siyahtı?
 O gözler.
 Ah o gözler!
 Sanki amansız bir silahtı.
 Çevir bakışlarını benden,
 Bakma.
 Bakıp da yakma,
 Desem de aldırma.
 Sen bak yine, sen yak yine,
 Razıyım yanmaya gözlerinin ateşinden.
 Duysan da bir feryat, göğsümün sol köşesinden
 Bu, yanan kalbimin inlemesidir.
 Gitme!
 Sensizlik dayanılmaz,
 İşte bu, ölümün ta kendisidir

MySpace Layouts
 

 

 

 

 

ÇANAKKALE GEÇİLMEZ  

 

 

 
Zayıfım Sanma

Ya Allah,deyince yedi zinciri
Kıracak güçtesin, zayıfım sanma.
Fikir koşusunda çok dingişleri
Yoracak güçtesin, fatihin istanbulu feth ettiği yaştasın

İlmi azık eyle,sabırı silâh;
Gittiğin Hak yoldur,yardımcın Allah;
Kırk geceden sonra kırk milyon sabah
Görecek güçtesin, zayıfım sanma.

Sevda kelep kelep, kin deste deste;
Eller tetikdedir, kulaklar seste;
En uzak menzile iki nefeste
Varacak güçtesin, zayıfım sanma.

Günahkar ne orman, ne balta, ne sap;
Akıl yor.. müşkülü halletmez âsap;
Mazlumlar adına zalimden hesap
Soracak güçtesin, zayıfım sanma.

Kötülük beklenmez yiğitten, mertten
Milletim sizinle kurtulur dertten;
Haini, zalimi mübarek yurttan
Sürecek güçtesin, zayıfım sanma.

Vaktiken çadır kur aşk diyarına;
Her şeyin sahibi sensin yarına;
Yumruğu TÜRKLÜĞÜN düşmanlarına
Vuracak güçtesin, zayıfım sanma. 

 

 

Yüreğimden Sorulur 

 Yetim çığlıklarıdır sokaklarda duyulan

 Umutlar bir mazlumun gözyaşında boğulur

Kaldırımlar kimsesiz çocuklara armağan

Karanlığın hesabı yüreğimden sorulur

                                          

 Duyarsın yüreğimin hüzzam şarkılarını

hergece kulağında çınlar titreyen sesim

İçimdeki mevsimler yaşar son baharını

Islak kirpiklerine gömülür son nefesim

 

 Image Hosted by ImageShack.us

 

                           Görmesini Bilen Gözler

Küçük kız, kendini bildiği günden beri annesinden
büyük bir şefkat görmüş ve ondan duyduğu sözlerle,
pamuk prensesten daha güzel olduğuna inanmıştı.
Ona göre; nur yüzlü ve badem gözlüydü. Bir tanecik
yavrusuydu her zaman. Ama ilk okula başlayınca işler
değişti. Arkadaşları onun hiç de güzel olmadığını, hatta
çirkin bile sayıldığını söylemekteydi. Küçük kız, ilk
önceleri onlara inanmadı çünkü herkes birbirini
kıskanıyordu. Ama bir kaç yılda gerçeklerle yüzleşti.
Annesinin bir pamuğa benzettiği yüzü, çiçek bozuğu
bir cilde sahipti. "Badem" dediği gözleri ise şaşıydı.
Vücudu da bir serviyi andırmıyordu. Demek ki, annesi
onu aldatmış ve yıllar yılı çekinmeden yalan söylemişti.

Genç kızın anne sevgisi, kısa bir süre sonra nefrete
dönüştü. Evlenme çağına gelmiş olmasına rağmen yüzüne
bakan yoktu. Üstelik de gözleri, bütün tedavilere rağmen
düzelmiyordu. Genç kız, doktorların gizlice yaptığı
konuşmalardan kör olacağını anladığında çılgına döndü
ve kendisini hâlâ çocukluk yıllarındaki ifadelerle seven
annesinin bu yalanlarına dayanamayıp evi terk etmeye
karar verdi. Fakat annesi, uzak bir yerde iş bulduğunu
söyleyerek ondan önce davrandı ve kazandığı paraları
bir akrabasına gönderip, kızına bakmasını rica etti.
Genç kız bir süre sonra görmez oldu. Karanlık dünyasıyla
baş başaydı. Bu arada annesini hiç merak etmiyordu.
Yalancıydı annesi, ölse bile bir kayıp sayılmazdı.
Bir gün doktorlar, uygun bir çift göz bulduklarını
söyleyerek kızı ameliyat ettiler.

Ancak o, gözünü açtığında yine aynı yüzü görmekten
korkuyordu. Fakat kör olmak zordu. En azından kimseye
yük olmazdı. Genç kız, ameliyat sonunda aynaya baktığında,
müthiş bir çığlık attı. Karşısında bir dünya güzeli vardı.

Gerçekten de harika bir kızdı gördüğü. Yüzündeki
bozukluklar tamamen kaybolmuştu. Çok kemerli olan
burnu düzelmis, kepçe kulakları normale dönmüş ve
yaban otlarını andıran saçları, dalga dalga olmuştu.
Genç kız, yanındaki yaşlı doktora sevinçle sarılarak:
"Sanki yeniden dünyaya geldim!" dedi. "Yüzümde hiçbir
çirkinlik kalmamış, estetik ameliyatı siz mi yaptınız?"
Yaşlı doktor: "Böyle bir ameliyat yapmadık kızım!."
diye gülümsedi. Annenin bağışladığı gözleri
taktık. Sen, onun gözünden gördün kendini!."

 

YUNUS EMRE
Kaç mevsim bekleyim daha kapında,
Ayağımda zincir, boynumda kement?
Beni de, piştiğin belâ kabında,
O kadar kaynat ki, buhara benzet!

Bekletme Yunus'um, bozuldu bağlar,
Düşüyor yapraklar, geçiyor çağlar;
Veriyor, ayrılık dolu semalar,
İçime bayıltan, acı bir lezzet.

Rüzgâra bir koku ver ki, hırkandan;
Geleyim, izine doğru arkandan;
Bırakmam, tutmuşum artık yakandan,
Medet ey dervişim, Yunus'um medet!

 

 

 

MEHTER MARŞI

Gafil ne bilir neşe-i pür şevk-i vegay-ı 
Meydan-ı celâdetteki enver-i sefayı 
Meydan-i gazâ aşk ile tekbirler alınca 
Titrettiğinde rûy-i zemin arş-i semâyı 

Allah yoluna cenk edelim, şan alalım şan 
Kur'an'da zafer vâdediyor Hazret-i Yezdân 
Farz eyledi Halak-u cihan harb-i cihâdı 
Hep cenk ile yükselmede ecdadımın adı 

Dünyaları feht eyleyen ecdadımız elhak 
Âdil idi hıfz eyler idi hakkı ıbâdı 
Allah yolunda cenk edelim, şan alalım şan 
Kur'an'da zafer vâdediyor Hazret-i Yezdân
 
    
 
 
 
 

Sensizim!!

Hergun Her saniye her an seni dusunuyorum..

Sevgilim..sensizlik bana cok aci veriyor..

Canim yaniyor,

Icim Aciyor,

Gozlerim Agliyor..

Sen akLima geLdiginde!!

Gidisin cok ani oLdu..

ALi$amadim..

Icim sizladi sensiz gecen her gecemde..

Nefes alamadim..agladim

Ruyalarima daldim...haykirdim...

Sensizim..Don artik...

 

        
    Image Hosted by ImageShack.us          Image Hosted by ImageShack.us          Image Hosted by ImageShack.us  
           Image Hosted by ImageShack.us
   Image Hosted by ImageShack.usImage Hosted by ImageShack.usImage Hosted by ImageShack.us
           


           Image Hosted by ImageShack.us        
                                                             
 

 

Image Hosted by ImageShack.usImage Hosted by ImageShack.usImage Hosted by ImageShack.us  Image Hosted by ImageShack.usImage Hosted by ImageShack.usImage Hosted by ImageShack.us
 

 

Bu sayfada   dakika   saniye misafirim oldunuz .....

TEŞEKKÜRLER


 
 
 

 
 
 
 
                      

 

 

AGLAMA!

GÖZLERİNE YAŞ DEGMESİN...

 

GÜL!

DUDAKLARINDAN TEBESSÜM EKSİLMESİN....

 

SEV!

KALBİNDEN YERİM EKSİLMESİN...

 

UNUTMA!

SEN SADECE BENİMSİN!....


 EMRE'SPACE HOŞGELDİNİZ
Bir duygu doğar benliğime,
Sen gelirsin aklıma,
Uyku girmez gözüme,
Bunun adı özlem,
Bunun adı hasret sevdiğim.
 

Yürürüm koca kentin caddelerinde,
Bir sıcaklık eksiktir ellerimde,
Bakamam sağa sola başım önümde,
Bunun adı özlem,
Bunun adı hasret sevdiğim.

Gözlerim yolda kaldı gel artık yeter,
Sensizlik gülüm ölümden beter,
Tat vermiyor gezdiğim yerler,
Bunun adı özlem,
Bunun adı hasret sevdiğim,

Yatağım soğuk uzanamamki,
Sana sarılmadan uyuyamamki,
Gecem bitmez inadına sanki,
Bunun adı özlem,
Bunun adı hasret sevdiğim.

Geldiğinde mutluluktan uçacağım,
Gönlümde huzuru bulacağım,
Bilsen sana nasıl sarılacağım,
Bunun adı özlem,
Bunun adı hasret,
Bunun adı sevgi birtanem.......
 

sevenlere kıymayın

 
Gerçek ise;
Yolun yarısında delikanlı frenlerin bozulduğunu anlamış
ama bunu kıza belli etmek istememiş. Bunun yerine
kızdan kendisini sevdiğini söylemesini ve kendisine son
defa sarılmasını istemişti.Sonrada kendi ölümü
pahasına kızın başlığı takmasını ve hayatta kalmasını
sağlamıştı...
 İşte gerçek aşkın anlamıda buydu... 


 
Savaşın en kanlı günlerinden biriydi.
Asker en iyi arkadaşının az ileride, kanlar içinde
yere düştüğünü gördü.
İnsanın başını bir saniye siperden çıkaramayacağı
gibi bir ateş altındaydılar.
 
Asker teğmenine koştu hemen;
-Komutanım, bir koşu arkadaşımı alıp geleyimmi?
 
"Delirdin mi?" der gibi baktı teğmen...
 
-Gitmeye değmez oğlum, arkadaşın delik deşik
olmuş.
Büyük olasılıkla ölmüştür bile. Kendi hayatını da
tehlikeye atma sakın!
 
Ama asker o kadar ısrar etti ki, teğmen izin
vermek zorunda kaldı.
 
-Peki, dene bakalım!
 
Asker yoğun ateş altında fırladı siperden ve
mucize eseri
arkadaşının yanına kadar gitti, yaralı arkadaşını sırtladığı gibi taşıdı. Birlikte siperin içine
yuvarlandılar.
 
Teğmen koşup yaralıya bir göz attı  ve nefes nefese
bir kenara yıkılmış askere döndü.
-Sana hayatını tehlikeye atmaya değmez, dememiş
miydim! Bu zaten ölmüş...
-Değdi komutanım, değdi! Dedi asker.
-Nasıl değdi, arkadaşın zaten ölmüş,
görmüyor musun?
-Gene de değdi komutanım, çünkü yanına
vardığımda henüz yaşıyordu...
 
Ve onun son sözlerini duymak, dünyalara bedeldi
benim için...
Ve hıçkırarak, arkadaşının son sözlerini tekrarladı
 

 "Geleceğini biliyordum!"

                                  Image Hosted by MyeHost.de

  

  KİMİ SEVSEM SENSİN
Kimi sevsem sensin, hayret
Sevgin hepsini nasıl değiştiriyor
Gözleri maviyken yaprak yeşili
Senin sesinle konuşuyor elbet
Yarım bakışları o kadar tehlikeli
Senin sigaranı senin gibi içiyor


Kimi sevsem sensin, hayret
Senden nedense vazgeçilemiyor
Her şeyi terk ettim, ne aşk ne şehvet
Sarışın başladığım esmer bitiyor
Anlaşılmaz yüzü koyu gölgeli
Dudakları keskin kırmızı jilet


Bir belaya çattık, nasıl bitirmeli
Gitar kımıldadı mı zaman deliniyor
Kimi sevsem sensin, hayret
Kapıların kapalı girilemiyor
Kimi sevsem sensin, senden ibaret
Hepsini senin adınla çağırıyorum


Arkamdan şımarık gülüşüyorlar
Getirdikleri yağmur, sende unuttuğum
Hani o sımsıcak iri çekirdekli
Senin gibi vahşi öpüşüyorlar
Kimi sevsem sensin, hayret

İn misin cin misin anlamıyorum 


                                   Attilla İLHAN
r

i85649259_36334.gif


Ayrılık Kapıyı Çalıyor

 

Ayrılık kapıyı çalıyor açma
Biraz daha düşün zamanımız var..
Ne günler yaşadık bak sayfa sayfa
Seninle yazılmış romanımız var..

Gönül kapısından hemen uçma dur!
Selamsız vedasız böyle kaçma dur!
Bilinmez yerlere yelken açma dur!
Seninle mutluluk limanımız var! ...

Bir anda yokuşa çevirme düzü
Dargınlık bir aşkın tadı ve tuzu
Hatırla Tanrıya verdiğin sözü
Ayrılmak yok diye yeminimiz var...

Ahmet Selçuk İlkan

ask303zm.gif

Sevgilim,

aylar nasıl geçiyor zaman hiç geçmezken

kapılar kapalı, dünya buzlu cam
uyuşmuş gözlerimin önünde
hayat akıp gidiyor hiç kımıldamadan

ikimizin yerine dinliyorum
sevdiğin şarkıları
siyah tişörtünü giyiyorum yatarken
gömleklerini, kazaklarını, kokunu
senin rüyalarını görüyorum ölür gibi uyurken
gün boyu elimde kahve fincanı

kapıyı açmıyorum
telefonlara çıkmıyorum
başını bekliyorum geleceği olmayan hatıraların

Sevgilim,
yetimim benim,
nasıl da kayıtsız gülüyorsun hayata
öldüğünden haberi yok fotoğraflarının

 

 

 

Beni neden seviyorsun diye sordum?
Sen benim parçamsım,evladımsın, yaşama
sebebimsin. Senin canın acısa benim canım
acır, sen mutluysan ben de mutluyum. Sen 
benim bütün dünyamsın, dedi. Gülümsedim.
 
Beni neden seviyorsun diye sordum?
Beni bu dünyaya getiren sensin,annemsin, 
iyi deve kötü de hep yanımda oldun ve
bundan sonrada olacağını biliyorum.
Sorgusuz sualsiz kahrımı çekensin,sen bu
dünyada huzur bulduğum yegane
sığınağımsın, dedi. Gülümsedim.
 
Beni neden seviyorsun diye sordum?
Sen benim acı, tatlı bir çok şey paylaştığım
kardeşimsin. Dünyaya saldığım köklerin
bir parçasısın, kanımdansın ailesin.
Sana yapılmış kötülük bana yapılmış demektir.
Bütün dünya bana kapılarını kapasa,sen
kapamazsın bilirim, dedi. Gülümsedim.
 
Beni neden seviyorsun diye sordum?
Sen benim ruhumun öbür yarısısın, aşkı
yaşadığımsın, yaşamı benim için anlamlı
kılansın. Sensiz geçirdiğim her an kayıp bana.
Sen benim herşeyimsin, sensiz hayat ölümle
bir benim için, dedi. Gülümsedim.
 
Beni neden seviyorsun diye sordum?
Dert ordağımsın, kahkahamsın, neşemsin.
Başıma ne gelirse gelsin, dünyanın neresinde
olursan ol, her zaman yanımda olacağını
biliyorum.Karanlıkta el fenerim, çöl sıcağında
şemsiyemsin. Dostluğunu hiçbirşeye
değişmediğimsin dedi. Gülümsedim.
 
Beni neden seviyorsun diye sordum?
Çok acaip bir şey sormuşum gibi şaşırdı önce,
sonra başını öne eğip düşündü bir süre.
Sonra gözlerimin içine bakıp gülümsedi.
Seni sevmemek elimden gelmediği için,
herhelde dedi.Gülümsedim.
 
Ben sevdiğini anladım.
Bana göre sevginin tek bir türü var arkadaş.
Sevgi ne yaşananlar, ne de yaşanacaklardır.
Sevgi işte şu an içine dolandır.Neden, ne zaman,
 nerde, nasıl olduğunu açıklayamadığındır.
Başlangıcı yoktur ki sonu olsun.
Image Hosted by ImageShack.us

logolar

 BUDA BENİM LOGOLARIM İSTEDİGİNİZİ KOPYALA BİLİRSİNİZ

EMRE'SPACE

LOGOMUN HTML'Sİ

<P><A href="http://spaces.msn.com/emreben1992"><IMG style="WIDTH: 251px; HEIGHT: 126px" height=154 alt="EMRE'SPACE" src="http://img516.imageshack.us/img516/8977/nfy3390817fm.gif" width=243 border=0></A>&nbsp; </P>
<P><FONT color=#fff068></FONT>&nbsp;</P> 

  EMRE'S SPACE

<P><A href="http://spaces.msn.com/emreben1992"><IMG style="WIDTH: 167px; HEIGHT: 167px" height=154 alt="EMRE'S SPACE" src="http://img182.imageshack.us/img182/7503/emre1gl.gif" width=243 border=0></A>&nbsp; </P>
<P><FONT color=#fff068></FONT>&nbsp;</P>

                           

Image Hosted by ImageShack.us

                    

 

 LEVENT'İN KARDEŞLİK ALANINA GİTMEK İÇİN TIKLA SPACEKARDEŞLİGİ

 

               

                                        

chechenin sayfasina ulasmak icin tikla  CHECHENİN SAYFASI

 

                                        

ergenekon-mehmetERGENEKON-MEHMET

 

    

 

  Reis erHAN      REİS ERHAN KENDİSİ BABAM OLUR                            

 

      

 http://spaces.msn.com/KAYAGOLD/KAYA GOLD

 

 

 berkans web siteBERKANS WEB SİTE

 

 

SIEDA'NIN DÜNYASISIEDA'NIN DÜNYASI

 

 

 

KIRMIZI'NIN SAYFASINA GITMEK ICIN TIKLAKIRMIZI'NIN SAYFASI

 

 KoCaeLi SpaCeS TopLisTKOCAELİ SPACE

 

 

  musali  MUSALİ

 

 

 Giresun spaces için tıkla   GİRESUN SPACE 

 

  

 

SPACE ÇAGRI

 

   

cagatay'sCAGATAY'S 

                                      

 

 

DOSTUN OLSUN İSTİYORSAN DOST OL     GRUP SPACES                                 

 

 

 

EMRE EMRE'SPACE

                                      

 

 

 

ĞÖķhĂЙ   GÖKHAN                                      

 

                                            

 

***babacanın***yerine**ulaşmak**

 

 

 

 K.İ.B'YE GİRİŞ

 

 

 

 

 ÖzGüR DüNyAÖZGÜR DÜNYA

 

 

 

Åђмє[Ť]µяåÑ'ın sayfasına ulaşmak için tıklayınAHMET TURAN
 
 
 tıklamassan tararım :) VALLAHA TIKLAMASAK TARIYORMUŞ
 
 
 SPACES LİST LOGO DOLU İÇİ
 
 
KOZAN'ın sayfasına ulaşmak için tıklayınız! KOZANIN SAYFASI 
 
 
 
 HALİL'İN YERİHALİL'İN YERİ
 
 
 YABANCIYABANCI MEKANI
 
 
 
AHMET'SPACEAHMET KOCAKAYA ŞOV
 
 
 
Zekai YILMAZ ZEKAİ YILMAZ
 
 
 
ali'in sayfasına ulaşmak için tıklayınız! DREJ'İN DÜNYASI
 
 
seconunspacesinegider SECO'NUN SPACESİ
 
LOGONUZ YOKSA AŞAGIDAKİ LOGOLARDAN BİRİNİ SEÇİN NUMARASINI BANA YOLLAYIN BENDE SİZE YAPIP YOLLUYUM!...

 

 
 
Image Hosted by ImageShack.us 1   Image Hosted by ImageShack.us 2    3   4
 
Image Hosted by ImageShack.us5   Image Hosted by ImageShack.us6   Image Hosted by ImageShack.us 8  Image Hosted by ImageShack.us10 
 
speaker.gif 9408 bytes11    myspace12     Image Hosted by ImageShack.us13 
 
 
Image Hosted by ImageShack.us14      15    16
 
  17 

 

 

 

ATATÜRKÜN GENÇLİGE HİTABASİ

 

 picture
ATATÜRK'ÜN TÜRK GENÇLİĞİNE HİTABESİ - ORİJİNAL

Ey Türk Gençliği!

Birinci vazifen, Türk istiklalini, Türk Cumhuriyetini, ilelebet, muhafaza
ve müdafaa etmektir.

Mevcudiyetinin ve istikbalinin yegane temeli budur. Bu temel, senin, en
kıymetli hazinendir. İstikbalde dahi, seni, bu hazineden mahrum etmek
isteyecek, dahili ve harici, bedhahların olacaktır. Bir gün, istiklal ve
Cumhuriyeti müdafaa mecburiyetine düşersen, vazifeye atılmak için, içinde
bulunacağın vaziyetin imkan ve şeraitini düşünmeyeceksin! Bu imkan ve
şerait, çok namüsait bir mahiyette tezahür edebilir. İstiklal ve
Cumhuriyetine kastedecek düşmanlar, bütün dünyada emsali görülmemiş bir
galibiyetin mümessili olabilirler. Cebren ve hile ile aziz vatanın
kaleleri zaptedilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları
dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir. Bütün
bu şeraitten daha elim ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde
iktidara sahip olanlar gaflet, dalalet ve hatta hıyanet içinde
bulunabilirler. Hatta bu iktidar sahipleri şahsi menfaatlerini,
müstevlilerin siyasi emelleriyle tevhit edebilirler. Millet, fakru
zaruret içinde harap ve bitap düşmüş olabilir.

Ey Türk istikbalinin evladı!

İşte, bu ahval ve şerait içinde dahi vazifen, Türk İstiklal ve
Cumhuriyetini kurtarmaktır. Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil
kanda mevcuttur.

Ankara, 20 Ekim 1927 

-o-

ATATÜRK'ÜN TÜRK GENÇLİĞİNE HİTABESİ - YENİ TÜRKÇE

Ey Türk Gençliği!

Birinci ödevin; Türk bağımsızlığını, Türk Cumhuriyetini, sonsuzluğa değin
korumak ve savunmaktır.

Varlığının ve geleceğinin biricik temeli budur. Bu temel, senin en
değerli güven kaynağıdır. Gelecekte de, yurt içinde ve dışında, seni bu
kaynaktan yoksun etmek isteyen kötücüller bulunacaktır. Bir gün,
bağımsızlığını ve cumhuriyetini savunmak zorunda kalırsan; ödeve atılmak
için, içinde bulunacağın durumun olanaklarını ve koşullarını
düşünmeyeceksin! Bu olanaklar ve koşullar çok elverişsiz olabilir.
Bağımsızlığına ve cumhuriyetine kıymak isteyecek düşmanlar, bütün dünyada
benzeri görülmedik bir utku kazanmış olabilirler. Zorla ve aldatıcı
düzenlerle sevgili yurdunun bütün kaleleri alınmış, bütün gemilikleri ele
geçirilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve yurdun her köşesine düşman
girmiş olabilir. Bütün bu koşullardan daha acıklı ve korkunç olmak üzere,
yurdunda, iş başında bulunanlar, aymazlık ve sapkınlık içinde
olabilirler. Üstelik, hainlik de yapabilirler. Daha kötüsü, iş başında
bulunan kişiler, kendi çıkarlarını, yurduna girmiş olan düşmanların
siyasal erekleriyle birleştirebilirler. Ulus, yoksulluk ve sıkıntı içinde
ezgin ve bitkin düşmüş olabilir.

Ey Türk geleceğinin gençliği! 

İşte, bu ortam ve koşullar içinde bile ödevin, Türk bağımsızlığını ve
Cumhuriyetini kurtarmaktır! Bunun için gereken güç, damarlarındaki soylu
kanda vardır!

Söylev' den 20 Ekim 1927

ANILARLA ATATÜRK

HAPI YUTARDI

Atatürk Galatasaray Lisesi'nde öğrencilerden birine sordu:
-Nil olmasaydı, Mısır ne olurdu?
Öğrenci,çabuk yanıt vermek için boş bulunup:
-Hapı yutardı...dedi.
Bu yanıt Atatürk'ün hoşuna gitti.Öğrenciye on numara verdi.

YURDUMUN TOPRAĞI TEMİZDİR

Kral Edvard İstanbul'a geldiği zaman,yatından bir motora binerek Dolmabahçe Sarayına yanaştı.
Atatürk rıhtımda onu bekliyordu.Deniz dalgalıydı.Kralın bindiği motor,inip çıkıyordu.
İmparator rıhtıma çıkmak istediği bir sırada,eli yere değerek tozlandı.
O sırada Atatürk elini uzatmış bulunuyordu.
Bunu gören Kral bir mendille elini silmek istediği zaman Atatürk:
-Yurdumun toprağı temizdir,o elinizi kirletmez,diyerek Kralı elinden tutup rıhtıma çıkardı.

DEVRİM BİR ANDA OLUR YA DA OLMAZ

Atatürk yazı devrimini gerçekleştirmişti.
Yaşlı,genç,kadın,erkek tüm yurttaşlar yeni harfleri öğrenmek için gece gündüz kurslara gidiyorlardı.
Devrimi izleyen iki yıl içinde bir buçuk milyon vatandaş okur yazar olmuştu.
yazı devriminin en dikkate değer yanı,Atatürk'ün bu devrimin yerleşmesinde en ufak bir ihmali bile kabul etmemiş olmasıdır.
Örneğin bazı kimseler kendisine:
-Paşam,ilkokulların ilk sınıflarından itibaren yeni harflerle öğretime başlayalım.
O kuşakla birlikte ortaokulu,liseyi ve üniversiteyi izletelim,diyorlardı.
Atatürk bu görüş ve düşüncelerin hiçbirisine yanaşmadı. -Devrim ya bir anda olur,yada hiç olmaz,dedi.

YAPACAKLARIMDAN SÖZ EDİN

Bir soruşturma dolayısıyla,Atatürk'ün başardığı işlerden Vasıf Çınar söz açmıştı.
Kendisine Sordu:
-Sizin en büyük eseriniz hangisidir?
Atatürk'ün kısa cevabı şu olmuştu:
-Benim yaptığım işler,biri ötekine bağlı gerekli olan işlerdir.Fakat,bana yaptıklarımdan değil,
Yapacaklarımdan söz edin.

BAŞÖĞRETMEN ATATÜRK

Yazı devriminden sonra(1928),Atatürk'ün kara tahta başındaki resmi görülünce,O'na "başöğretmen" denilmeye başlanmıştı.
Aslında,adlandırmada geç kalınmıştı.
Kurtuluş Savaşı'ndan hemen sonra,bir İstanbul gazetecisi kendisine şöyle bir soru yöneltmişti:
-Yurdu kurtardınız.Şimdi ne yapmak istrerdiniz?
Hiç duraklamadan şu cevabı vermişti:
-Milli Eğitim Bakanı olarak Türk Kültürünü Yükseltmeye çalışmak,en büyük amacımdır.
Ondan sonra Atatürk nerede görünse,mutlaka orada bir okula girer,öğretmen ve öğrencilerle konuşurdu.
Birgün Atatürk'ün yolu köy okuluna düştü.Tek sınıflı okulda bir genç öğretmen ders veriyordu.
Atatürk sınıfa girince,öğretmen kürsüsünü terk etti.
Atatürk:
-Hayır,yerinizde oturunuz ve dersinize devam ediniz,dedi.Eğer izin verirseniz,bizde sizden faydalanmak isteriz.Sınıfa girdiği zaman,Cumhurbaşkanı bile öğretmenden sonra gelir.

 

 
 
ATATÜRK'ÜN TÜRK GENÇLİĞİNE HİTABESİ - ORİJİNAL

Ey Türk Gençliği!

Birinci vazifen, Türk istiklalini, Türk Cumhuriyetini, ilelebet, muhafaza
ve müdafaa etmektir.

Mevcudiyetinin ve istikbalinin yegane temeli budur. Bu temel, senin, en
kıymetli hazinendir. İstikbalde dahi, seni, bu hazineden mahrum etmek
isteyecek, dahili ve harici, bedhahların olacaktır. Bir gün, istiklal ve
Cumhuriyeti müdafaa mecburiyetine düşersen, vazifeye atılmak için, içinde
bulunacağın vaziyetin imkan ve şeraitini düşünmeyeceksin! Bu imkan ve
şerait, çok namüsait bir mahiyette tezahür edebilir. İstiklal ve
Cumhuriyetine kastedecek düşmanlar, bütün dünyada emsali görülmemiş bir
galibiyetin mümessili olabilirler. Cebren ve hile ile aziz vatanın
kaleleri zaptedilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları
dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir. Bütün
bu şeraitten daha elim ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde
iktidara sahip olanlar gaflet, dalalet ve hatta hıyanet içinde
bulunabilirler. Hatta bu iktidar sahipleri şahsi menfaatlerini,
müstevlilerin siyasi emelleriyle tevhit edebilirler. Millet, fakru
zaruret içinde harap ve bitap düşmüş olabilir.

Ey Türk istikbalinin evladı!

İşte, bu ahval ve şerait içinde dahi vazifen, Türk İstiklal ve
Cumhuriyetini kurtarmaktır. Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil
kanda mevcuttur.

Ankara, 20 Ekim 1927 

-o-

ATATÜRK'ÜN TÜRK GENÇLİĞİNE HİTABESİ - YENİ TÜRKÇE

Ey Türk Gençliği!

Birinci ödevin; Türk bağımsızlığını, Türk Cumhuriyetini, sonsuzluğa değin
korumak ve savunmaktır.

Varlığının ve geleceğinin biricik temeli budur. Bu temel, senin en
değerli güven kaynağıdır. Gelecekte de, yurt içinde ve dışında, seni bu
kaynaktan yoksun etmek isteyen kötücüller bulunacaktır. Bir gün,
bağımsızlığını ve cumhuriyetini savunmak zorunda kalırsan; ödeve atılmak
için, içinde bulunacağın durumun olanaklarını ve koşullarını
düşünmeyeceksin! Bu olanaklar ve koşullar çok elverişsiz olabilir.
Bağımsızlığına ve cumhuriyetine kıymak isteyecek düşmanlar, bütün dünyada
benzeri görülmedik bir utku kazanmış olabilirler. Zorla ve aldatıcı
düzenlerle sevgili yurdunun bütün kaleleri alınmış, bütün gemilikleri ele
geçirilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve yurdun her köşesine düşman
girmiş olabilir. Bütün bu koşullardan daha acıklı ve korkunç olmak üzere,
yurdunda, iş başında bulunanlar, aymazlık ve sapkınlık içinde
olabilirler. Üstelik, hainlik de yapabilirler. Daha kötüsü, iş başında
bulunan kişiler, kendi çıkarlarını, yurduna girmiş olan düşmanların
siyasal erekleriyle birleştirebilirler. Ulus, yoksulluk ve sıkıntı içinde
ezgin ve bitkin düşmüş olabilir.

Ey Türk geleceğinin gençliği! 

İşte, bu ortam ve koşullar içinde bile ödevin, Türk bağımsızlığını ve
Cumhuriyetini kurtarmaktır! Bunun için gereken güç, damarlarındaki soylu
kanda vardır!

Söylev' den 20 Ekim 1927

ANILARLA ATATÜRK

HAPI YUTARDI

Atatürk Galatasaray Lisesi'nde öğrencilerden birine sordu:
-Nil olmasaydı, Mısır ne olurdu?
Öğrenci,çabuk yanıt vermek için boş bulunup:
-Hapı yutardı...dedi.
Bu yanıt Atatürk'ün hoşuna gitti.Öğrenciye on numara verdi.

YURDUMUN TOPRAĞI TEMİZDİR

Kral Edvard İstanbul'a geldiği zaman,yatından bir motora binerek Dolmabahçe Sarayına yanaştı.
Atatürk rıhtımda onu bekliyordu.Deniz dalgalıydı.Kralın bindiği motor,inip çıkıyordu.
İmparator rıhtıma çıkmak istediği bir sırada,eli yere değerek tozlandı.
O sırada Atatürk elini uzatmış bulunuyordu.
Bunu gören Kral bir mendille elini silmek istediği zaman Atatürk:
-Yurdumun toprağı temizdir,o elinizi kirletmez,diyerek Kralı elinden tutup rıhtıma çıkardı.

DEVRİM BİR ANDA OLUR YA DA OLMAZ

Atatürk yazı devrimini gerçekleştirmişti.
Yaşlı,genç,kadın,erkek tüm yurttaşlar yeni harfleri öğrenmek için gece gündüz kurslara gidiyorlardı.
Devrimi izleyen iki yıl içinde bir buçuk milyon vatandaş okur yazar olmuştu.
yazı devriminin en dikkate değer yanı,Atatürk'ün bu devrimin yerleşmesinde en ufak bir ihmali bile kabul etmemiş olmasıdır.
Örneğin bazı kimseler kendisine:
-Paşam,ilkokulların ilk sınıflarından itibaren yeni harflerle öğretime başlayalım.
O kuşakla birlikte ortaokulu,liseyi ve üniversiteyi izletelim,diyorlardı.
Atatürk bu görüş ve düşüncelerin hiçbirisine yanaşmadı. -Devrim ya bir anda olur,yada hiç olmaz,dedi.

YAPACAKLARIMDAN SÖZ EDİN

Bir soruşturma dolayısıyla,Atatürk'ün başardığı işlerden Vasıf Çınar söz açmıştı.
Kendisine Sordu:
-Sizin en büyük eseriniz hangisidir?
Atatürk'ün kısa cevabı şu olmuştu:
-Benim yaptığım işler,biri ötekine bağlı gerekli olan işlerdir.Fakat,bana yaptıklarımdan değil,
Yapacaklarımdan söz edin.

BAŞÖĞRETMEN ATATÜRK

Yazı devriminden sonra(1928),Atatürk'ün kara tahta başındaki resmi görülünce,O'na "başöğretmen" denilmeye başlanmıştı.
Aslında,adlandırmada geç kalınmıştı.
Kurtuluş Savaşı'ndan hemen sonra,bir İstanbul gazetecisi kendisine şöyle bir soru yöneltmişti:
-Yurdu kurtardınız.Şimdi ne yapmak istrerdiniz?
Hiç duraklamadan şu cevabı vermişti:
-Milli Eğitim Bakanı olarak Türk Kültürünü Yükseltmeye çalışmak,en büyük amacımdır.
Ondan sonra Atatürk nerede görünse,mutlaka orada bir okula girer,öğretmen ve öğrencilerle konuşurdu.
Birgün Atatürk'ün yolu köy okuluna düştü.Tek sınıflı okulda bir genç öğretmen ders veriyordu.
Atatürk sınıfa girince,öğretmen kürsüsünü terk etti.
Atatürk:
-Hayır,yerinizde oturunuz ve dersinize devam ediniz,dedi.Eğer izin verirseniz,bizde sizden faydalanmak isteriz.Sınıfa girdiği zaman,Cumhurbaşkanı bile öğretmenden sonra gelir.

 

 
 

BELKİ SEN YOKSUN
 


Belki de sahiden bırakacaksın beni.
  belki de ben bırakılması elzem
     en zararlı alışkanlığım.

Belki bir hata idi benle olmak
   ve hayaller kurmak.

hayallerin hepsi de
 işkembe-i kübradan sallanmış şeyler
             ki sırf belki de sırf

              senin ellerini tutmak
                ve ensene arkadan

                    bir öpücük kondurmak için

                        belki de.

belki de dünya zaten dönmüyor,
    ve Pakistan'da binlerce kişi ölmedi depremde

         ve donmuyor kalanları.

 


      Şırnak'ta sevgi yok belki de,

         elleri ve yüreği olan bir sevgi.

belki de küre zaten yok

    ve zaten ısınmamakta yüreği,

       erimemekte buzulları,

         yükselmemekte denizleri.

     

Telef edilmiş kuşlar,

  ve hatta kuş gribi yok belki de.

 

Belki gökyüzü bile yok.


Belki sen yoksun,
   belki de ben.
Belki ve belli ki
   biz yokuz sade bu dünyada,
        sevgi var bizden öte
                 öteden beri.


 

DENIZ FENERI

İLGİNÇ OLAYLAR

İLGİNÇ OLAYLAR!!!...

Yarım tonluk adam! 

Meksika'da yaşayan, Dünya'nın en ağır insanı olduğu tahmîn edilen yarım tonluk adam, kilo vermesini sağlayacak ameliyat için İtalya'ya gidecek.

Tek başına ayakta duramayan ve son 5 yıldır yatağa bağımlı yaşayan 550 kiloluk Manuel Uribe'nin İtalya'ya gidebilmesi için özel bir uçak seferi gerekecek.

Doktorlar Uribe'ye, fazla kaloriler bağırsaklarda emilmeden yiyeceklerin sistemden çabucak geçmesini sağlayacak bir baypas ameliyatı uygulayacak. Ameliyatın bu ay başlarında olması planlanıyor.

Uribe, bu yıl başında Meksika televizyonuna çıkarak yardım çağrısında bulunmuş, bu vak'a ile ilgilenen İtalyan doktor Giancarlo De Bernardinis, bir tıp ekibiyle birlikte Meksika'ya giderek hastanın durumunu incelemişti.
Doktorlar, ameliyattan sonra Uribe'yi daha makul bir kiloya (150 kilo) indirmeyi planlıyor.

 

Hadım edilen Çinli'ye 62 bin dolar 

Çin'deki bir hastanede 19 yıl önce yanlışlıkla hadım edilen bir kişiye yaklaşık 62 bin dolar tazminat ödenecek.
 
Gazeteler, kuzeydeki Anşan kentinde yaşayan Dou Xueliang'in 1987'de cinsel organındaki bir enfeksiyon nedeniyle hastaneye gittiğini, ancak Dou'nun kanser olduğunu zanneden doktorların organın büyük bir bölümünü kestiğini yazdı. 
 
Cinsel işlevlerini kaybeden ve doktorların yazdığı çok sayıda ağrıkesici nedeniyle bağımlı hale gelen Dou'nun yıllardır devam eden hukukmücadelesi bu hafta son buldu. Liaoning mahkemesi, olaya karışan 3 hastanenin Dou'ya toplam 565 bin 101 yen (yaklaşık 62 bin dolar) tazminat ödemesine karar verdi. 
 
Bu rakam, genellikle aylık kazancı 1000 yeni geçmeyen bir Çinli için servet anlamına geliyor.


Erkekler daha çok intihar ediyor! 

Türkiye'de intihar eden erkeklerin sayısı kadınlardan daha fazla. Erkekleri geçim zorluğu, kadınları ise duygusal ilişki intihara itiyor.

Geçimsizlik ve sıkıntı
Çalışmasında, intihar-cinsiyet ilişkisini incelerken, erkeklerin kadınlardan daha sık intihar ettiklerini gördüklerini belirten İçli, 'Cinsiyete göre intihar nedenleri incelendiğinde, aile içi geçimsizlik ve hastalık, kadınların en belirgin intihar nedeni olarak bulundu. Bunun yanında, geçim zorluğu erkeklerin, hissi ilişki ve istediği kimseyle evlenememe de kadınların intiharlarında sık görülen nedenler olarak saptandı' dedi.

Evli çiftlerde az görülür
Evli nüfusta intihar oranının düşük oluşu, evliliğin intiharı azaltıcı bir rol oynadığını, ancak tümüyle engelleyemediğini gösteriyor. Genel olarak aile içi geçimsizlik nedeniyle intiharın yüksek olduğu bölgelerde, boşanmış kadın ve erkeklerin intihar oranı da yüksek bulunmuş. Eşi ölmüş erkeklerin intihar oranı da yükseklikleriyle dikkati çekiyor.

Erkekler mi, kadınlar mı daha şanslı?

Erkekler ve kadınlar arasındaki farklılıklar ve bu farkların sağladığı yararları hiç düşündünüz mü?

Aşağıdaki liste oluşturulurken biraz espri katılmış ancak söylenenlerin doğruluk payı da hayli yüksek...
 
KADINLARA GÖRE ERKEKLERİN AVANTAJLARI...
 
* Tüm uzaktan kumandaların hakimisiniz.
* Filmlerde hep kadınlar soyunuyor.
* Bavulunuzu hazırlamak, sadece "reklamlar" kadar sürüyor.
* Hayat boyu sürecek, gerçek bir dostunuz var: Futbol.
* Sürekli arkadaşlarınızın seks hayatını analiz etmek zorunda değilsiniz.
* Şişmanlamak sizi fazla üzmüyor.
* Göğsünüzü, sutyene sıkıştırmak zorunda değilsiniz.
* Başvurularda, kalçalarınızın bir önemi yok.
* Sürekli bir sürü lüzumsuz şeyin içinde bulunduğu bir çanta taşımak zorunda değilsiniz.
* Tuvalete yalnız gidebiliyorsunuz.
* Bulaşıkları yıkamayı karınıza bırakabiliyorsunuz.
* Erotik çamaşırlarla dolaşmanızı bekleyen yok.
* Külotlarınızın üçünü 5 YTL'ye alıyorsunuz.
* Çiçek vererek, her hatanızı düzeltebiliyorsunuz.
* Hamilelikte oluşan çatlaklarla uğraşmıyorsunuz.
* Biriktirdiğiniz parayı silikon ya da yağ aldırmaya harcamanız gerekmiyor.
* Bir ayakkabı dolabına ihtiyacınız yok. Çünkü sadece iki çift ayakkabınız var.
* "Yeni saçımızı fark eden oldu mu?" diye kaygınız yok.
* Saçınıza düşen aklar ve yüzünüzde beliren kırışıklıklar sizi daha çekici hale getiriyor.
* Ormanda tuvaletinizi yaparken, poponuzu karıncalar ısırmıyor.
* Migren taklidi yapmanıza gerek yok. Çünkü sizin canınız her zaman istiyor. Çorapların kaçması gibi bir sorununuz yok.
 
ŞİMDİ SÖZ ERKEKLERDE...
 
* 30 yaşından sonra tepenizdeki saçlar dökülmeye başlamıyor.
* Birden fazla uyarılma noktasına sahipsiniz.
* Burun ve kulaklarınız kıllarla kaplanmıyor.
* Aylık giderinizin bir bölümünü erotik dergilere ayırmak zorunda değilsiniz.
* Hem duygularınız var, hem de bunlar hakkında konuşabiliyorsunuz.
* Ne kadar içerseniz için, kemerinizi asla bira göbeğinin altından bağlamak zorunda değilsiniz.
* Doğuştan doğru hediyeyi verme yeteneğiniz var.
* Meşrubat kolilerini 6'ncı kata kadar kendiniz taşımak zorunda değilsiniz.
* İstatistiklere göre, siz kocanızdan 7 yıl daha uzun yaşayacaksınız.
* Otomobilin patlayan lastiğini değiştirmeyi bilmek zorunda değilsiniz.
* Yuvarlak meşin olmadan da hafta sonunun tadını çıkarabiliyorsunuz.
* Sinemada gözyaşlarına boğuldunuz diye utanmanıza gerek yok.
* Ömrünüzün 2 bin 600 saatini tıraş olarak harcamıyorsunuz.
* Yatakta başarısız olma durumunuz yok.
* Umumi tuvaletlerde herkes sizi izlemiyor.
* Kariyer yapmak zorunda değilsiniz.
* Komşunuza en büyük sırlarınızı bile anlatabilme gücüne sahipsiniz.
* Anne olmanın tadına varabiliyorsunuz.

En yaygın kan grubu A Rh pozitif!...

 

Türkiye'de halkın yüzde 39'unun taşıdığı A Rh pozitifin en yaygın kan grubu, yüzde 1'inin taşıdığı AB Rh negatifin ise en az rastlanan kan grubu olduğu ortya çıktı.

İşte Türkiye'nin kan grubu haritası.
 
Türkiye Kızılay Derneği, kan bağışını artırmak amacıyla yürüttüğü kampanya çerçevesinde halkı bilgilendirici broşürler bastırdı. 
 
Türkiye'de kan gruplarının görülme sıklığına yer verilen broşürlere göre, halkın yüzde 39'u A Rh pozitif, yüzde 29'u 0 Rh pozitif, yüzde 14'ü B Rh pozitif, yüzde 6'sı A Rh negatif, yüzde 5'i AB Rh pozitif, yüzde 4'ü 0 Rh negatif, yüzde 2'si B Rh negatif, yüzde 1'i de AB Rh negatif kan taşıyor. 
 
SIK SORULAN SORULAR 
Broşürlerdeki kan bağışıyla ilgili sık sorulan sorular ve yanıtları da şöyle: 
 
-Kimler kan bağışlayabilir: 18-65 yaş arası önemlibir sağlık problemi bulunmayan, vücut ağırlığı 50 kg'ın üzerinde olan kişiler. 
 
-Ne sıklıkla kan verilir: Bağışlar arasında en az 2 ay ara olacak şekilde senede 4 kez kan bağışlanabilir. -Kan bağışlamaya gelirken yanımda ne getirmeliyim: Resmi kimlik belgesi yeterlidir. 
 
-Kan bağışı ne kadar zaman alır: Kayıt, muayene, kan verme ve ikram işlemlerinin hepsi 30-35 dakika sürer. 
 
-Acı hisseder miyim: Evet. Ama sadece iğne cildinizi geçerken ağrıhissi duyarsınız. İğnelerin uç keskinliği ve eğimi ağrıya en az neden olacak şekilde tasarlanmış, silikonla kaplanmıştır. 
 
-Her bağışımda form doldurmam gerekli mi: Evet. Formdaki sorulara vereceğiniz samimi ve doğru cevaplar yapılacak tüm tarama testlerindendaha geçerlidir. 
 
-Vücudumda ne kadar kan var: Erişkin bir insanda ideal kilosunun yüzde 8'i kadar kan vardır. Pratik olarak 5 bin-6 bin mililitre olarakhesaplanır. 
 
-Ne kadar kan alınıyor: 405-495 mililitre. 
 
-Sarılık geçirdim kan bağışlayabilir miyim: B ve C tipi sarılık geçirenler hiçbir zaman kan bağışı yapamaz. 
 
-Kan bağışlandıktan sonra herhangi bir değişiklik hisseder miyim: Tavsiyelere uymuşsanız yarım saat içinde günlük aktivitelere dönebilirsiniz. Ancak aşırı dikkat gerektiren ve güç harcanan meslek sahiplerinin kan bağışladıkları gün dinlenmeleri tavsiye edilir. 
 
-Kanım kullanılmadan önce test ediliyor mu: Mutlaka! AIDS, C ve B tipi sarılık, frengi ve kan grubu testi her bağışta yapılır. Ancak herhangi bir şüphe üzerine test yaptırmak amacıyla kan bağışlayanlara bundan vazgeçmeleri öneriliyor. 
 
-Test sonuçlarım pozitif bulunmuşsa ne olur: Paniğe kapılmayın. Budurumda doğrulama testleri yapılarak kan merkezi doktorunca size bilgiverilecek. 
 
-Kansız kalır mıyım: Hayır. Bağış öncesi yapılan test sonucu kan düzeyi düşük bulunan kişilerden kan alınmaz. 
 
-Kilo alıp verir miyim: Hayır. Kan bağışının bilimsel olarak kanıtlanmış bu tür yan etkileri yoktur. 
 
-İlaç kullanıyorum kan bağışlayabilir miyim: Bazı ilaçlar kan bağışı için engel oluşturabilirler. Bu durum bütün ilaçlar için geçerli değildir. Lütfen kullandığınız ilaçları kan merkezi doktoruna bildirin. 
 
-Kan bağışı yapmak alışkanlık veya bağımlılık yapar mı: Bilimsel olarak kan bağışının bağımlılık yaptığını gösteren bir çalışma yoktur. 
 
-Kan bağışladığım zaman AIDS veya herhangi bir hastalık bulaşır mı: Kan alımı işlemindeki iğneler tek kullanımlık ve sterildir. Bu nedenle herhangi bir hastalığın bulaşma riski yoktur. 
 
KAN BAĞIŞLAYANLAR NELERE DİKKAT ETMELİ 
Broşürlerde kan bağışlayanlara yönelik şu önerilerde bulunuluyor: 
 
-Kan alındıktan sonra 30 dakika geçmeden sigara içilmemeli, 
 
-Kan alınan kolunuzla ilk birkaç saat ağır bir şey kaldırmayın, 
 
-İlk 4 saat her zamankinden daha fazla sıvı alın, 
 
-Bir sonraki öğünden önce alkollü içecek almayın, 
 
-Aynı gün ağır spor hareketleri yapmayın, sauna ve hamam gibi sıcak ortamlarda bulunmayın, -Ağır ve aşırı dikkat gerektiren işlerde çalışanlar 24 saat dinlenin, 
 
-Baygınlık hissi, baş dönmesi olursa bir yere uzanın ve başınızı iki dizinizin arasına alacak şekilde oturun.

Türklere mahsus ölümler! 


* Kurban bayramında kaçan koçların boynuzlarını bir yerlerine sokması
sonucu ölüm (K.Maraş'ın Çoğulhan Kasabası).

* Mideye kaçan sineği öldürmek için ağza Sheltox sıkmak suretiyle ölüm (İstanbul/Sultanbeyli)

* Bir arabaya 11 kişi binip viyaduğe uçmak (Molla Gürani Viyadüğü/İstanbul)
* Katta olmayan asansöre binme teşebbüsü (Ali Kırca/Kuruçesme'deki evinde; sadece yaralanma).

* Balkona 50 kişi çıkılması sonucu balkonun çökmesiyle oluşan toplu ölüm.
(Dudullu'da bir Köy nişan töreninde).

* Ormanda zehirli mantarları ailece yiyerek," anaa ne guzel!" deyip akşama evde ölü bulunan Türk ailesi (Datça'da).

*Yatağındaki tahtakurusu veya bilimum haşeratı öldürmek için yatağı
ilaçladıktan biraz sonra uykuya dalarak göçmek (Bodrum/Yalıkavak Köyü).

* Elektrik direğine yaslanıp ayakkabısına kaçan taşı ayağını silkeleyerek
çıkarmaya çalışan kişinin, elektrik çarptığını sanan yardımsever bir laz
tarafından kafasına kürek, kalas vb vurularak ölmesi. (Rize/Ardeşen
Kasabasi/Tunca Köyü'nde).

* Yolda mutlu, mesut yürürken kafaya balkon düşmesi (Gene Dudullu'da).

* Para çekmek amacıyla girilen bankamatik gişesinde elektrik çarpması
sonucu
ölüm. (Ziraat Bankasi, Bozcaada Şubesi)

* Trafik kazasından yaralı olarak kurtarılıp, hastaneye kaldırılırken
ambulansın kaza yapması sonucu ölüm. (Ülkemizin bir çok şehrinde)

*Alkollü durumda TEM otoyolunda seyreden bir araçtaki beş kişinin;
süper fm'de çalmaya başlayan oynak bir şarkı sonrası aracı sağa çekmesi ve
Otoyol da göbek atmaya başlaması üzerine 5 kişiden 3'ünün ayrı ayrı araçların
çarpması sonucu ölümü (Adapazar/Hendek).

 

 

 

 
 

UFUKLAR

Ruh ufuksuz yaşamaz. Dağlar ufkunda mehabet, Ova ufkunda huzur, Deniz ufkunda teselli duyulur. Yalnız onlarda bulur ruh ezeli lezzetini. Bu ufuklar avutur ruhu saatlerce, fakat Bir zaman sonra derinden duyulur yalnızlık. Ruh arar kendine bir ruh ufku. Manevi ufku pek engin ulu peygamberler - Bahsin üstündedir onlar-lakin Hayli me'ud idiler dünyada; Yaşıyorlardı havarileri, ashabiyle; Ne ufuklar! Ne güzel ruh imiş onlar! Yarab! Annemin na'şını gördümdü; Bakıyorken bana sabit ve donuk gözlerle, Acıdan çıldıracaktım. Aradan elli dokuz yıl geçti. Ah o sabit bakış el'an yaradır kalbimde, O yaşarken o semavi, o gülümser gözler Ne kadar engin ufuklardı bana; Teneşir tahtası üstünde o gün, Bakmaz olmuşlardı artık bu bizim dünyaya. Yaşıyan her fani Yaşıyan ruh özler, Her sıkıldıkça arar, Dar hayatında ya dost ufku, ya canan ufku.
     
       

 


Yolculuk son bulmak üzere, ufuk göründü, Sapsarı neyi varsa o yemyeşil baharın. Ruh uçup gitmeye âmâde bir yaprak gibi, Son noktayı koyacak kaleme kalmış karar. Birden renk renk her şey uhrevîliğe büründü, Meltemleri duyuluyor öteki diyarın; Bir bir göründü yalancı hülyaların dibi, Sırtımda koskoca dağ, ümitlerimde bahar... Titriyor ağaç yaprakları gibi her yanım, Âdeta bir ızdırap terazisiyim şu an; Bir kefede endişe, öbüründe tam güven, Sevinçleri sarıyor dalga dalga kederler; Bazen tam mesrûr, bazen de nâlân u giryanım, Gördüğüm ihsanlara denk her günkü imtihan... Tıpkı kar karışımı yağmur ufkuma inen; Her gün bir başka türde kapanmakta perdeler... Mîad tamam gibi ufukta yeni bir şafak, Her zaman başucumda ötelerin gölgesi; Görmüştüm o tulûu gönlümde perde perde, İlk günümün ışıklarından daha da rengin, Hizmet varsa şayet değer az daha yaşamak; Şimdilerde göz ağrım sırf O'nun bilinmesi. Bir şey diyemem, belki birkaç adım ilerde, Tam biliniverir beklediğimden de engin...   

 

  

 

.

  

 

 

chechen

Açılmış sarmaşık gülleri kokularıyla baygın

En görkemli saatinde yıldız alacasının

Gizli bir yılan gibi yuvalanmış içimde keder

Uzak bir telefonda ağlayan yağmurlu genç kadın

Rüzgar uzak karanlıklara sürmüş yıldızları

Mor kıvılcımlar geçiyor dağınık yalnızlığımdan

Onu çok arıyorum onu çok arıyorum

Heryerimde vücudumun ağır yanık sızıları

Bir yerlere yıldırım düşüyorum

Ayrılığımızı hisettiğim an demirler eriyor hırsımdan

Ay ışığına batmış karabiber ağaçları gümüş tozu

Gecenin ırmağında yüzüyor zambaklar yaseminler unutulmuş

Tedirgin gülümser

Çünkü ayrılık da sevdaya dahil çünkü ayrılanlar hala sevgili

Hic bir anı tek başına yaşayamazlar

Her an ötekisiyle birlikte herşey onunla ilgili

Telaşlı karanlıkta yumuşak yarasalar

Gittikçe genişliyen yakılmış ot kokusu

Yıldızlar inanılmıyacak bir irilikte

Yansımalar tutmuş bütün sahili

Çünkü ayrılmanın da vahşi bir tadı var

Öyle vahşi bir tad ki dayanılır gibi değil

Çünkü ayrılıklar da sevdaya dahil

Çünkü ayrılanlar hala sevgili

Yanlızlık hızla alçalan bulutlar karanlık bir ağırlık

Hava ağır toprak ağır yaprak ağır

Su tozları yağıyor üstümüze

Özgürlüğümüz yoksa yalnızlığımız mıdır

Eflatuna çalar puslu lacivert bir sis kuşattı ormanı

Karanlık çöktü denize Yanlızlık çakmak taşı gibi sert elmas gibi keskin

Ne yanına dönsen bir yerin kesilir fena kan kaybedersin

Kapını bir çalan olmadı mi hele elini bir tutan

Bilekleri bembeyaz kuğu boynu parmakları uzun ve ince

Sımsıcak bakışları suç ortağı kaçamak gülüşleri gizlice

Yalnızların en büyük sorunu tek başına özgürlük ne işe yarayacak

Bir türlü çözemedikleri bu ölü bir gezegenin soğuk tenhalığına

Benzemesin diye özgürlük mutlaka paylaşılacak suç ortağı bir sevgiliyle

Sanmıştık ki ikimiz yeryüzünde ancak birbirimiz için varız

İkimiz sanmıştık ki tek kişilik bir yalnızlığa bile rahatça sığarız

Hiç yanılmamışız her an düşüp düşüp kristal bir bardak gibi

Tuz parca kırılsak da hala içimizde o yanardağ ağzı

Hala kıpkızıl gülümseyen sanki ateşten bir tebessüm

zehir zemberek aşkımız

Image Hosted by ImageShack.us

Attila İlhan

chechenchechenchechen

DÜN GECE GÖRDÜM DÜŞÜMDE

 

 
 
 
 
 

 

Dün gece gördüm düşümde Seni özledim anne Elin yine ellerimde Gözlerin ağlamaklı Gözyaşlarını sildim anne Camlar düştü yerlere Elim elim kan içinde Yanıma gel yanıma anne İki yanımda iki polis Ellerim kelepçede Beni bul beni bul anne Dün gece gördüm düşümde Seni özledim anne Gözlerinden akan bendim Düştüm göğsüne Söyle canın yandı mı anne Camlar düştü yerlere Elim elim kan içinde Yanıma gel yanıma anne İki yanımda iki polis Ellerim kelepçede Beni bul beni bul anne

Bayrak...

Ey mavi göklerin beyaz ve kızıl süsü
Kız kardeşimin gelinliği, 
Şehidimin son örtüsü,
IŞIK ışık dalga dalga bayrağım,
Senin destanını okudum
Senin destanını yazacağım,
Sana benim gözümle bakmayanın
Mezarını kazacağım,
Seni selamlamadan uçan kuşun 
Yuvasını bozacağım,
Dalgalandığın yerde ne korku ne keder,
Gölgende bana da bana da yer ver.
Sabah olmasın günler doğmasın ne çıkar,
Yurda ay yıldızının ışığı yeter,
Savaş bizi karlı dağlara götürdüğü gün,
Kızıllığında sığındık,
Dalgalardan çöllere düşürdüğü
Gölgene sığındık,
Ey şimdi süzgün rüzgarlarda dalgalı
Barışın güvercini, savaşın kartalı
Yüksek yerlerde aşan çiçeğim
Senin altında doğdum
Senin dibinde öleceğim,
Tarihim, şerefim, şiirim, her şeyim
Yer yüzünde yer beğen,
Nereye dikilmek istersen,
Söyle seni oraya dikeyim...

Image Hosted by ImageShack.us

 

 




Hayatı boyunca, kapkaranlık, sessiz kafatasının içinde kendisine gösterilen görüntüleri izleyen, düşünen, sonuç çıkaran, karar veren bilinç sahibi varlık kimdir? Bütün bunları algılayan, bilinci meydana getiren varlığın, şuursuz atomların oluşturduğu, su, yağ protein gibi maddelerden meydana gelen beyin olamayacağı açıktır. Beynin ötesinde, çok daha farklı bir varlık olmalıdır.



çanakkale

Çanakkale Şehidlerine Şu Boğaz Harbi nedir? Var mı ki dünyada eşi? En kesif orduların yükleniyor dördü beşi, - Tepeden yol bularak geçmek için Marmara’ya Kaç donanmayla sarılmış ufacık bir karaya, Ne hayasızca tehaşşüd ki ufuklar kapalı! Nerde-gösterdiği vahşetle “bu: bir Avrupalı” Dedirir-yırtıcı, his yoksulu, sırtlan kümesi Varsa gelmiş, açılıp mahbesi, yahut kafesi! Eski Dünya, Yeni Dünya bütün akvam-ı beşer Kaynıyor kum gibi, tûfan gibi, mahşer mahşer. Yedi iklimi cihanın duruyor karşında, Osrtralya’yla beraber bakıyorsun ; Kanada! Çehreler başka, lisanlar, deriler rengarenk. Sade bir hadise var ortada : Vahşetler denk. Kimi Hindu, kimi Yamyam, kimi bilmem ne bela... Hani tauna da zuldür bu rezil istila... Ah o yirminci asır yok mu, o mahluk-i asil, Ne kadar gözdesi mevcut ise hakkiyle sefil, Kustu Mehmetçiğin aylarca durup karşısına; Döktü karnındaki esrarı ! hayasızcasına, Maske yırtılmasa hala bize affetti o yüz... Medeniyet denilen kahbe, hakikat yüzsüz. Sonra mel’undaki tahribe müvekkel esbab, Öyle müthiş ki: Eder her biri bir mülkü harab. Öteden saikalar parçalıyor afakı; Beriden zelzeleler kaldırıyor a’makı; Bomba şimşekleri beyninden inip her siperin; Sönüyor göğsünün üstünde o aslan neferin. Yerin altında cehennem gibi binlerce lağam, Atılan her lağımın yaktığı: Yüzlerce adam. Ölüm indirmede gökler, ölü püskürtme de yer O ne müthiş tipidir: Savrulur enkaaz-ı beşer... Kafa, göz, gövde, bacak, kol, çene, parmak, el, ayak, Boşanır sırtlara, vadilere, sağnak sağnak. Saçıyor zırha bürünmüş de o namerd eller, Yıldırım yaylımı tufanlar, alevden seller. Veriyor yangını, durmuş da açık sinelere, Sürü halinde gezerken sayısız tayyare. Top tüfekten daha sık, gülle yağan mermiler... Kahraman o orduyu seyret ki, bu tehdide güler! Ne çelik tabyalar ister, ne siner hasmından; Alınır kal’a mı göğsündeki kat kat iman? Hangi kuvvet onu, haşa, edecek kahrına ram? Çünkü te’sis-i ilahi o metin istihkam

 

 

 
 

  

 
Photo 1 sur 66
Autres albums (1)

yeşil

La liste est vide.
La liste est vide.